UBP-DP-YDP hükümeti ve meclis çoğunluğu, günlerdir kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olan Ceza Muhakemeleri Usulü düzenlemesi, toplumdan yükselen itirazlara rağmen aynı dayatmacı anlayışla ilerletmeye çalışmaktadır. Basın özgürlüğünü, düşünce, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını doğrudan ilgilendiren böylesine kritik bir konuda toplumun örgütlü yapılarının görüşlerini yok saymak, demokratik katılım ilkesini açıkça ihlal etmektedir.
Cumhurbaşkanı tarafından yeniden değerlendirilmek üzere Meclis’e geri gönderilen Ceza Muhakemeleri Usulü düzenlemesinin, 20 Mayıs tarihinde Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde yeniden görüşülecek olmasına rağmen, süreçten doğrudan etkilenecek basın emekçilerinin ve ilgili basın örgütlerinin bir kez daha dışlanması kabul edilemezdir.
Bugüne kadar sendikalar, basın örgütleri, hukuk çevreleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasal partiler tarafından yapılan açıklamalarda da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenleme yalnızca teknik bir hukuk değişikliği değildir. Bu düzenleme, toplumun haber alma hakkını, eleştirel düşünceyi ve kamusal denetim mekanizmalarını doğrudan etkileyecek ciddi sonuçlar yaratma potansiyeli taşımaktadır.
Özellikle gazetecilik faaliyetlerinin cezai baskı tehdidi altına sokulması, kamu yararına yapılan haberlerin, araştırmacı gazeteciliğin ve eleştirel yayıncılığın baskılanmasına neden olacaktır. Böylesi bir ortamda gazeteciler, yalnızca haber yaptıkları için soruşturma ve ceza tehdidiyle karşı karşıya kalacak, bu durum ise toplumda oto sansürü yaygınlaştıracaktır.
Basın üzerinde yaratılacak baskı yalnızca basın emekçilerini değil, toplumun tamamını etkileyecektir. Halkın gerçeklere ulaşma hakkının zayıflatılması, yolsuzlukların, usulsüzlüklerin, kamu yararına aykırı uygulamaların görünmez hale gelmesine neden olacaktır. Demokratik toplumlarda basın, kamunun gözü ve kulağıdır. Bu alanın baskı altına alınması, demokratik denetim mekanizmalarının da zayıflatılması anlamına gelmektedir.
Ayrıca ilgili düzenlemenin muğlak ve geniş yorumlara açık ifadeler içermesi, hukuk güvenliği açısından ciddi sakıncalar yaratmaktadır. Yasaların belirsiz hale getirilmesi, ifade özgürlüğünü kullanan her yurttaşın potansiyel olarak suçlama tehdidi altında bırakılması anlamına gelir. Bu ise yalnızca gazeteciler için değil, sosyal medya kullanıcılarından aktivistlere, sendikacılardan yurttaşlara kadar toplumun geniş kesimleri üzerinde baskı yaratacaktır.
Özellikle basın örgütlerinin ve ilgili kesimlerin yeniden komite çalışmalarına çağrılmaması, hükümetin eleştirileri dikkate almak yerine yalnızca şeklen bir “yeniden değerlendirme” görüntüsü yaratmaya çalıştığını göstermektedir. Eğer gerçekten hukuki hassasiyet, toplumsal uzlaşı ve demokratik meşruiyet gözetilseydi, süreç şeffaf, katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla yürütülürdü.
Ancak UBP-DP-YDP hükümeti, halkın itirazlarını dinlemek yerine kapalı kapılar ardında yasa geçirme anlayışında ısrar etmektedir. Demokratik toplumlarda böylesine önemli düzenlemeler, ilgili kesimler dışlanarak, eleştiriler yok sayılarak ve oldu-bitti yöntemleriyle hayata geçirilemez.
Bizler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, basın örgütleri ve siyasal partiler olarak; basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. UBP-DP-YDP hükümetini ve meclis çoğunluğunu, toplumdan yükselen tüm itirazlara rağmen bu düzenlemeyi oldu bittiye getirerek geçirme ısrarından vazgeçmeye; ilgili tüm kesimlerin katılımıyla şeffaf, demokratik ve katılımcı bir süreç yürütmeye ve ilgili yasadaki 23B numaralı yasa maddesini geri çekmeye çağırıyoruz.
Basın-Sen
BES
Dev-İş
Güç-Sen
HAKSEN
KTAMS
KTOEÖS
KTÖS
Maliye-Sen
Tel-Sen
Tıp-İş
Türk-Sen
Baraka Kültür Merkezi
ESPA
Federal Çözüm için Barış ve Demokrasi İnisiyatifi
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi
Bağımsızlık Yolu
Halkın Partisi
Toplumcu Demokrasi Partisi
Yeni Kıbrıs Partisi