Kuzey Kıbrıs’ta Meclis gündeminde bulunan Ceza (Değişiklik) ve Bilişim Suçları (Değişiklik) Yasa Tasarıları, iddia edildiği gibi yalnızca suçla mücadeleyi hedefleyen teknik düzenlemeler değildir. Bu tasarılar, basın özgürlüğünü, ifade hakkını, dijital kamusal alanı ve toplumun haber alma özgürlüğünü doğrudan tehdit eden, siyasi sonuçları olan düzenlemelerdir.
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Yönetim Kurulu olarak, bu tasarıların mevcut halleriyle özgürlükleri koruyan değil daraltan, hukuki güvenliği sağlayan değil belirsizliği derinleştiren bir anlayışın ürünü olduğunu açıkça ifade ediyoruz.
Ceza Yasası’na eklenmek istenen “organize dezenformasyon” tanımı, sınırları bilinçli biçimde muğlak bırakılmış ifadeler içermektedir. “Gerçeğe aykırı olduğu bilinmesi gereken bilgi”, “kamu barışını bozma” ve “güven sarsma” gibi kavramların nerede başlayıp nerede bittiği tanımlanmamıştır. Bu belirsizlik, haberle yorumun, eleştiriyle suçun, kamusal yararla tehdit iddiasının iç içe geçirilmesine zemin hazırlamaktadır.
Bu yaklaşım, gazeteciliğin sorgulayıcı ve denetleyici niteliğini hedef almakta; eleştiriyi suç unsuru kapasamına getiren, itirazı susturan bir otosansür rejimi yaratma riski taşımaktadır. Hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan bu durum, ifade özgürlüğü açısından ciddi bir kırılma noktasıdır.
Bilişim Suçları Yasası’nda öngörülen değişiklikler ise internet haber siteleri ve içerik sağlayıcıları sürekli cezai ve idari baskı altında tutmayı amaçlayan bir çerçeve çizmektedir. Haber sitelerinin yalnızca kendi içeriklerinden değil; kullanıcı yorumlarından, paylaşımlardan ve yeniden iletilen içeriklerden sorumlu tutulması, dijital gazeteciliği fiilen yapılamaz hale getirme tehlikesi barındırmaktadır.
“Yayımlama” tanımının sosyal medya paylaşımlarını, yeniden paylaşımları, ima ve tarif yoluyla yapılan aktarımları kapsayacak şekilde genişletilmesi ise ifade özgürlüğü üzerinde doğrudan caydırıcı bir etki yaratmaktadır. Bir içeriği eleştirmek, aktarmak ya da tartışmaya açmak dahi cezai risk haline getirilmektedir. Bu durum, toplumun kamusal meseleleri özgürce tartışma hakkına açık bir müdahaledir.
Uluslararası basın özgürlüğü standartları son derece açıktır: belirlilik, orantılılık ve zorunluluk. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları, muğlak tanımlar ve geniş takdir yetkilerinin ifade özgürlüğü ihlallerinin temel kaynağı olduğunu defalarca ortaya koymuştur. Mevcut tasarıların bu standartlarla uyumlu olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu düzenlemeler birer teknik hukuk metni değil, demokratik alanın sınırlarını yeniden çizen siyasi tercihlerdir. Gazeteciliğin, kamusal denetimin ve dijital ifade alanının geleceği doğrudan hedef alınmaktadır.
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği olarak açık ve net bir tutum ortaya koyuyoruz: Basın ve ifade özgürlüğünü daraltan, belirsizliği yönetim aracı haline getiren ve otosansürü normalleştiren hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz. Bu yasa tasarılarına karşı; gazeteciliği, toplumun haber alma hakkını ve özgür kamusal alanı savunmak için mücadele edeceğiz.
Tüm meslek örgütlerini, sivil toplum yapılarını, akademisyenleri ve halkı; ifade özgürlüğüne sahip çıkmaya, bu mücadelede birlikte ses yükseltmeye çağırıyoruz.
Çünkü özgür basın yoksa, özgür toplum da yoktur.
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Yönetim Kurulu