Aralık 1993’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından, UNESCO Genel Konferansı’nın tavsiyesi üzerine ilan edilen Dünya Basın Özgürlüğü Günü, her yıl 3 Mayıs günü, basın özgürlüğü ilkelerine bağlılığı vurgulamak ve medya etiğini değerlendirmek amacıyla kutlanmaktadır.
Kutlama yapmak için ortada kutlanacak gelişmelerin olması gerektiği görüşü ile Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği olarak biz bu günü kutlamadan çok basının içinde bulunduğu kötü gidişi bir kez daha hatırlatma aracı olarak görüyoruz.
Her demokratik toplumun temel taşları arasında medyanın bağımsızlığının korunması gelir. Medyaya erişim ve ifade özgürlüğü temel insan hakları arasında yer alırken, demokrasinin geliştiği ve yerleştiği ülkelerde basın ve ifade özgürlüğü de o oranda gelişir ve korunur. Ancak ülkemizdeki tablo hiç de iç açıcı değildir.
Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından yayınlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Kıbrıs’ın kuzeyi 180 ülke arasından 82’inci, güneyi ise 180 ülke arasından 80. sırada yer aldı. KKTC bu sıralamada, teknik olarak geçen yıla göre dokuz sıra yükselmiş olsa da, Sınır Tanımayan Gazeteciler ’in medya özgürlüğünü değerlendirmek için kullandığı beş göstergenin puanı sadece 1,7 puan artarak 56,6’ya yükseldi. Kıbrıs’ın kuzey kısmı Endekste Avrupa-Balkanlar bölgesinde son sıradaki yerlerden biri olmaya devam ediyor.
Raporda Kuzey Kıbrıs’ın geçen yıla oranla biraz daha ileride görülmesi ile ilgili olarak “Toplam puanlarda önemli bir değişim olmamasına rağmen, kaydedilen yükselişin çoğunlukla diğer ülkelerin düşüşünden kaynaklandığı” görüşüne yer verildi. Rapora göre Kuzey Kıbrıs, 40 ülkeyi kapsayan AB-Balkanlar bölgesinde sondan 6. sırada yer alıyor. Her ne kadar da, kamuoyunda Yenidüzen Davası olarak bilinen ‘hakaret’ davasında bağımsız yargının gücünü bir kez daha göstermesi karanlıkta bir mum ışığı olsa da ifade özgürlüğü önündeki tehlikeler hala duruyor.
Özellikle son dönemlerde meslektaşlarımız yaptıkları haberler nedeni ile canları, malları ve sevdikleriyle tehdit edildikleri gibi gazeteciliği sürdürme zorluluğuyla da karşı karşıya bırakılmışlardır. Bu tehlike artarak devam etmektedir.
Sadece basını susturmaya değil, halkın ifade özgürlüğünü de elinden almaya yönelik planlar yapılmış ve uygulamaya konulmuştur. Bunları Ceza Değişiklik Yasa Tasarısı, Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarısı olarak sıralayabiliriz. Söz konusu tasarılar ile öyle kısıtlamalar getiriliyor ki niyet bile suç sayılıyor. İktidarın yapmak istediği, her türlü yayın aracı ile kendilerine yöneltilen eleştirileri daha yayınlanmadan engellemek yani sadece basının değil halkın ifade özgürlüğünü de elinden almaktır.
Buna olan direncimiz nedeni ile son olarak da dijital ortamda hesaplar kapatıldı, içerikler gizli bir el tarafından sildirildi. Şunu da bu noktada belirtmek isteriz ki son yaşanan olayda uluslararası tanınmayan bir ülkede yaşıyor olmamız sorunun çözümünü zorlaştırmıştır.
Basın özgürlüğü önündeki engeller ülkesel yönetimle sınırlı değildir. Medya patronlarının gazeteciliği iş insanı bakışı ile değerlendirmesi basının önündeki bir diğer engeldir. Basın, birilerinin para kazanması için bir araç haline getirilmemelidir. Aynı şekilde basın, birilerinin iktidarını sürdürmesi ya da iktidar düşmanı haline dönüştürülmemelidir. Basın özgürlüğü önünde duran engeller ne kadar tehlikeli ise maddi kazanç uğruna etik kuralları göz ardı eden anlayış ve yayınlar da o kadar düşündürücüdür.
Bütün bu gerekçeleri bir araya topladığımızda bu günü kutlama olarak değil mücadeleyi yükseltme günü olarak değerlendirdiğimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz.
KIBRIS TÜRK GAZETECİLER BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU